BİSİKLET - BİCYCLE - FAHRRAD - VELO

BİSİKLET - BİCYCLE - FAHRRAD - VELO ------------------------GEZİ YAZILARI

25 Haziran 2008 Çarşamba

İSTANBUL



KURTKÖY- BAKIRKÖY TURU


İstanbul’un Anadolu yakasındaki sahil şeridi boyunca gidip oradan Avrupa yakasına geçmeyi yine sahil şeridinden bisikletle öğrenciliğimin geçtiği Bakırköye gitmeyi istiyordum. Kurtköy’den Bakırköy’e kadar izleyeceğim güzergah boyunca hiç yokuş olmaması bana bu güzergahı cazip kılan en önemli yönüydü. Yokuş çıkmak hiç sevmediğim bir şeydi.

Kurtköy-Bakırköy tur güzergahı (55 kilometre)

Havaların ısınması ile bulduğum ilk fırsatta hazırlıklarımı yapıp yola çıktım. Güzel bir haziran gününde kahvaltımı yaptıktan sonra Kurtköy’den sabah 9 gibi yola çıktım. Kurtköy, Aydos tepesinin yamaçlarında denizden yüksekliğin (Rakım) 160 metre olduğu güzel bir semt. Buradan ayrıldıktan sonra ilk hedefim Pendik sahiline çıkmak.


  Aydos Tepesi 

  Kurtköy’den çıkarken


Buradan 10 kilometrelik bir mesafe genelde yokuş aşağı olduğu için kolay bir parkur fakat bisiklet yollarının olmaması, araçların bisikletlilere saygı göstermemesi stresli bir yolculuk olmasına sebep oluyor. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra Pendik sahiline varıyorum.


  Pendik’e inerken tepeden Marmara Denizi ve Adalar


Pendik Sahile varış

Pendik sahilden Fenerbahçe Orduevi’ne kadar kesintisiz bisiklet yolu var, bu kısım Denizi ve adaları seyrederek gidilen stressiz bir parkur. Sırasıyla Kartal, Dragos, Maltepe, Küçükyalı, Bostancı, Caddebostan ve Şaşkınbakkal’ı geçerek Fenerbahçe’ye kadar geliyorum. Bu sırada Bostancı’nın her iki tarafındaki sosyokültürel farklılığı gözlemleme imkanını da buluyorum. Bostancı- Fenerbahçe arasında yayaların bisiklet yoluna saygı göstermesi ve ihlal etmemesi bisikletlileri memnun eden bir durum.

 Anadolu yakası sahil bisiklet yolu


  Caddebostan Sahil


Fenerbahçe Orduevi’nin önünden Bağdat caddesine çıkıyorum ve Kızıltoprak’tan geçerek Kadıköy’e ulaşıyorum.


  Haydarpaşa tren Garı-Kadıköy

Kadıköy’den Eminönü’ne vapurla geçeceğim. Onun için Kadıköy rıhtımda iskeleye doğru gidiyorum ve bisikletimle beraber vapura biniyorum. Yarım saat sürecek vapur yolculuğu benim için bir yandan dinlenmek için fırsat diğer taraftan İstanbul’un muhteşem manzarası eşliğinde vapur keyfi olacak. 


  Kadıköy-Eminönü Vapuru


Eminönü’ne varış

Yarım saatlik yolculuktan sonra vapur, tarihi yarımadanın muhteşem manzarası eşliğinde Eminönü iskelesine yanaşıyor. Eminönü’nden tekrar pedala basarak yolculuğumun sonra ki safhasına başlıyorum. 
Sarayburnu ve Cankurtaran’dan geçerek tarihi yarımadanın Marmara Denizi surları boyunca ilerliyorum. Sırasıyla İstanbul’un kapılarından olan Kumkapı ve Yenikapı’dan geçiyorum. Ardından Koca Mustafa Paşa ve Yedikule’den sonra yurtdışına çıkıyorum. İstanbul Üniversite’sinde öğrenciyken yıllarca okula giderken Bakırköy Kumkapı arasında tren hattını kullanmıştım. Şimdi yine aynı güzergahta bisikletle Bakırköy’e doğru giderken o günleri hatırlıyorum.

  Yedikule Surları ve Suriçinden çıkış


  Bakırköy Meydan

Kazlıçeşme, Zeytinburnu, Yenimahalle derken Bakırköy’e varıyorum. Anadolu yakası sahil düzenlemesi ve bisiklet yolunun, Avrupa yakasındaki sahile göre çok daha düzenli ve güzel olduğunu söyleyebilirim. Bakırköy’de meydandan sahile inen ve her zaman insan selinin olduğu Ebuzziyad caddesinden meydana çıkıyorum ve böylece 55 kilometre süren ve büyük keyif aldığım turum sona ermiş oluyor. 



29 Mayıs 2006 Pazartesi

BALIKESİR

DEĞİRMEN BOĞAZI-KÖTEYLİ-ZİYARETLİ-ÜÇPINAR BİSİKLET TURU  
  ( 30 km )


Mayıs ayında  havalar ısınıp her taraf yeşillenmeye başlayınca  öğrencilerde derslere karşı bir gevşeme başlar. Diğer taraftan havaların ısınması ve etrafın güzelleşmesiyle insanda doğaya karşı ilgi ve istek artar.
Biz de öğrencilerimizle Üniversite sınavlarına bir buçuk ay kala öğrencilerin stresini atacak böyle bir aktivite yapmayı kararlaştırdık.  Balıkesir ve çevresinde eğlence ve aktiviteyi birleştirebileceğimiz bir plan ve bu planı uygulayabileceğimiz en uygun güzergahı kararlaştırdık.
Öğrencilerimizi tatlı bir heyecan almıştı. Bisikletlerle toplu olarak yapacakları ilk aktiviteydi. Bunun yanında Öğrencilerden bisiklet ile 30 km giden olmadığı için acaba bunu başarabilirmiyiz endişesi de vardı. Yapılan hazırlıklardan sonra gün gelip çatmıştı. Değirmen boğazında piknik yapacağımız için herkesin yanında ev de annelerinde hazırlattığı poğaça, börek, pasta gibi yiyecekler de vardı.
Kararlaştırdığımız yer de saatinde buluştuktan sonra yola çıktık. 12 kişiydik. İlk sekiz kilometrelik yol ana caddenin üzerinde olduğu için  ekstra tedbir ve dikkatle gidiyorduk. Yolun sağında emniyet şeridinde tek sıra olduk. Grup olmanın avantajı ile de değirmen boğazına kadar hiçbir sorunla karşılaşmadan rahat bir yolculuk geçirdik. Yolculuğun en zor kısmı geçmişti. Bundan sonra orman yolu ve köy yollarından gidecektik. Değirmen boğazına varınca piknik masalarına oturduk ve herkes evden getirdiği yiyecekleri ve içecekleri çıkardı. Bir taraftan yemekler yenilirken diğer taraftan önümüzdeki gideceğimiz yolun kritiğini yapıyorduk. Çok fazla olmasa da çıkmamız gereken bir yokuş vardı.

                  Değirmen boğazında piknik


                Değirmen Boğazı Mesire yeri

Keyifli ve eğlenceli geçen bir saatten sonra artık tekrar yollara düşmenin vakti gelmişti. Güzergahımızın belkide en güzel kısmıydı. Ormanın içinden toprak yoldan bisikletlerimizle giderken doğanın içinde yaşadığımızı hissediyorduk.

               Orman içinde toprak yolda gidiyoruz



          Bahar Mevsiminin güzelliklerinden gelincikler

Ormanın içinde bir süre yol aldıktan sonra, önümüze rampa çıktı. Yaklaşık 500 metrelik rampa bittiğinde artık Köteyli köyünün yoluna girmiştik. Köteyli köyüne 3 kilometre kalmıştı. Yola devam edip Köteyli köyüne varınca öğrencilerimizden Gülsüm’ün dedesi evine davet etti. Burda ikram edilen ayran gerçekten çok makbule geçmişti. Biraz sohbet ettikten sonra tekrar yola çıkma vakti geldi.

Köteyli Köyü'nde misafir olduğumuz ev de ikram edilen ayranla yorgunluğumuzu attık.

Köteyli köyünün arka yolundan çıkarak Ziyaretli köyüne doğru yol alırken saat öğleden sonra 14.30 olmuştu.
Gittiğimiz yol, araçların çok nadir geçtiği şose bir yoldu. Eğim oranı da düşük olunca oldukça rahat bir yolculuk oluyordu. Ekipte keyifler yerinde zaman zaman yarış havasında zaman zaman da sohbetin olduğu bir yolculuktu.

                   Toprak yolda bisiklet keyfi


                         Tur hatırası

Ziyaretli köyüne yaklaşınca birdaha mola veriyoruz. Bu mola da içeceklerimizi içtikten sonra yorgunluğu atmak için molayı biraz uzatıyoruz. 45 dakika dolunca artık tekrar hareket saatinin geldiğine karar verip yola çıkıyoruz.

                            Biraz Dinlenme

Ziyaretli köyünden sonra hep yokuş indiğimiz için kısa sürede ve yorulmadan mesafe alıyoruz ve kısa sürede Üçpınar köyüne varıyoruz. Üçpınar Köyü aynı zaman da turun sonuna yaklaştığımızın da habercisi oluyor.
Üçpınar Köyü günümüzde Balıkesir‘le birleşmiş olan bir yerdi. Artık turumuz sona erdi diyebilirdik. Belki de sona yaklaşmamızın getirdiği psikoloji ile herkesde bir canlılık vardı. O heyecanla turumuzun bittiği noktaya bir çırpıda vardık.

   Balıkesir göründü. Balıkesir Panoraması ile Hatıra Fotoğrafı

Bu bisiklet turu ve pikniğimiz öğrenciler arasında günlerce konuşulmuş tatlı bir hatıra olarak zihinlerde yerini almıştı.


                       Turumuz sona erdi.





13 Ekim 2004 Çarşamba

AVUSTURYA - TİROL

KİRCHBİCHL-KİEFERSFELDEN BİSİKLET GEZİSİ

Kirchbichl İnn Nehri kıyısına kurulmuş Almanya sınırına 12 kilometre mesafede bulunan şirin bir Avusturya köyü. Avusturya’nın Tirol eyaletinde bulunan bu köy, Alp dağları arasında yemyeşil bir yerde bulunuyor.
Aylardan Ekim olduğu için sonbahar görüntüsü her yeri kaplamıştı. ben de böyle bir günde Kirchbichl’den yola çıkarak 14 Kilometre Mesafede bulunan Almanya’nın Kiefersfelden köyüne gidip dönmeye karar veriyorum.

                 Kirchbichl'den geçen bisiklet yolu

Yol boyunca İnn Radweg (İnn bisiklet yolunu kullanıcam. Bu bisiklet yolu İsviçre’den başlayıp İnn Nehri boyunca devam ederek Almanya’nın Passau şehrinde sona eren yaklaşık 520 kilometre uzunluğunda bir yol.

               İnn Bisiklet yolu Kirchbichl'den geçerken

Kirchbichl’den çıktıktan sonra bir taraftan İnn Nehri’nin akış yönüne doğru yol alırken diğer taraftan mükemmel manzaraları izliyorum. Tirol eyaletinin her yeri adeta kartpostallık. Onun için buralarda giderken ne tarafa bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Yılın en güzel dönemi Haziran ve Temmuz ayları, bu aylarda yeşilin her tonunu görmek mümkün.
Yaklaşık yarım saatlik yolculuktan sonra Kufstein’a varıyorum. Kufstein Tirol Eyaletinin başkenti İnnsbruck’tan sonra Tirol’ün en büyük şehri. Nüfusu 17 bin civarında. çevresinde ki köylerle beraber 45 bin nüfusun yaşadığı bir yer.Tam Almanya sınırında olan Kufstein, İnn Nehrinin tam ortadan ikiye böldüğü çok şirin bir şehir. 

                  İnn Nehri ve Kufstein Kalesi

İnn Nehri’nin hemen yanında bir tepenin üstünde bulunan Kufstein Kalesi Kufstein’in simgesi olmuş. 1205 yılında yapılan bu kale turistlerin oldukça ilgisini çekiyor.
Kufstein’dan ayrılarak yola devam ediyorum. Kufstein biter bitmez Almanya’ya geldiğime dair tabelayı görüyorum. Bizim Türkiye’de alışkın olduğumuz gibi sınırlar ya da gümrük olmadığı için bize alışılmışın dışında gelse de ülke değiştirdiğinizi anlamanın tek işareti tabela oluyor.

                   Almanya'ya girerken Selfie

Kifersfelden küçük ve şirin bir köy. Buna rağmen ekonominin canlı olduğu bir yerleşim. Burada küçük bir göl görüyorum ve etrafında zaman geçirerek fotoğraflar çekiyorum.

                  Kiefersfelden'de bir göl


                       Kiefersfelden sokakları

Zaman ilerleyip akşama yaklaşınca geldiğim yollarda tekrar Kirchbichl köyüne döndüğümde 30 kilometre bisiklet sürmenin özellikle doğanın muhteşem olduğu böyle bir yerde bisiklet sürmenin tarif edilmez keyfini yaşıyorum.

                 Bisiklet gezimin güzergahı


7 Ekim 2004 Perşembe

AVUSTURYA- TULLN

TULLN-VİYANA BİSİKLET TURU

Melk’ten başlayıp Krems’e kadar süren bisiklet turundan sonra ilk fırsatta kaldığım yerden devam ederek Tuna Nehri boyunca Viyana’ya kadar bisikletle gelmek istiyordum. Özellikle Tulln şehri görmek istediğim bir şehirdi.
Bisikletimle Viyana’dan trene binip 50 dakikalık bir yolculuktan sonra Tulln şehrine indim.

                      Tulln tren İstasyonu

Tulln, Viyana’ya 40 kilometre mesafede Tuna Nehri’nin kıyısında, 15 bin nüfuslu, fiskiyeleri, gül ve laleleri ayrıca bahçe düzenlemeleriyle tüm Avusturya'da nam salmiş bir şehir.

                        Tulln caddeleri


                              Tulln



                     Tulln'da Tuna kıyısı


                     Fıskiyeleriyle Tulln

Tulln 2000 yıldan fazla geçmişiyle Avusturya’nın en eski şehirlerinden. Roma döneminden önce  kurulan Tulln şehrinin ismide keltçeden geliyor. Bir dönem Avarlar’ın hakimiyetinde kalan şehir Roma İmparatorluğu döneminde bölgenin önemli askeri kalelerinden birisi olmuştur.
Günümüzde de roma imparatorluğuna ait kalıntıların bulunduğu bir şehir. Tuna kıyısında Roma İmparatoru Marcus Aurelius‘un (MS. 161-180) bir heykeli var.

         Tuna Nehri kıyısında Marcus Aurelius‘un heykeli

Yine Roma İmparatorluğu döneminde burada ki askeri kalenin doğu kapısının kalıntıları cam korumaya alınmış.
                Roma döneminden kalma kalıntılar

Tulln, Tuna bisiklet yolu üzerinde olduğu için bisiklet turizmi açısından gelişmiş bir yer. Şehri genel bir gezince şirin bir şehir olduğunu görüyoruz. Evlerin ve dükkanların balkonlarında ve önlerinde çiçekler şehre ayrı bir güzellik katıyor.


                      Tulln gezintisi


                                                                             Tulln
Tulln’da en çok ilgimi çeken şeylerden birisi de Tuna Nehri üzerine çeşitli etkinlik ve konserler için sahne yapmış olmaları. Donau Bühne (Tuna sahnesi) gerçekten enterasan bir fikir.

                          Tuna Sahnesi

2. Viyana kuşatması sırasında kuşatma uzayınca Papa’nın çağrısı üzerine haçlı ittifakı olmuş ve Viyana’yı kurtarmak için çeşitli ülkelerden askerler i yardım gelmişti. Bu yardımlardan en önemlisi Lehistan (Polonya) Kralı Jan Sobieski’nin 60 bin kişilik ordusu ile yardıma gelmesiydi. Viyana ve etrafı Osmnalılar tarafından alındığı için yardımın gelebileceği tek yer Tulln’un olduğu yerde bulunan Osmanlı kaynaklarında taş köprü olarak geçen köprüydü. Bu köprüden geçişleri engellemek için Kırım Hanı ve askerleri görevlendirilmişti. Kırım hanının görevini yapmaması üzerine Polonya ordusu ve Bavyera bölgesinden gelen askeri birlikler birleşti ve Osmanlı ordusuna saldırdı. Iki ateş arasında kalan Osmanlı Ordusu bir de sağ kanat komutanı İbrahim Paşa’nın ihaneti sonucu bozguna uğramış ve 2. Viyana kuşatması başarısız olmuştu. Bu bozgun aynı zaman da Osmanlı’nın Avrupa‘dan geri çekilişininde başlangıcı oldu.
Bu hadiselerin cereyan ettiği bölgede taş köprüyü aradım ama Tulln ve civarında böyle bir köprüye rastlamadım. Diğer taraftan ilgimi çeken bir şeyle karşılaştım. Tulln Belediye Binası’nın duvarında Almanca  “1683 yılında Viyana’yı kurtaran ordu Tulln’da toplandı.“ Yazmaktaydı.

           Tulln belediye binası ve duvarındaki yazı

Tulln’dan ayrılma vakti gelince Tuna Nehri kıyısındaki bisiklet yolundan Viyana’ya doğru yola çıktım. Önümde yaklaşık bir 40 kilometre vardı. Hava gayet güzeldi.
 Fazla yorulmadan orta tempo yaklaşık 1 saat 20 dakika sonra Klosterneuburg kasabasına geldim. Adeta Viyana’nın banliyösü gibi olan klosterneuburg Viyana‘nın hemen kuzeyinde bulunmaktadır. Avusturyalı meşhur tarihçi aynı zamanda yazdığı Osmanlı Tarihi kitabı ile ünlü Joseph von Hammer Graz doğumlu olmasına rağmen mezarı Klosterneuburg'a bağlı Weidling kasabası yakınlarında bulunmaktadır. Hammer’ın mezarı vasiyeti üzerine Osmanlı mezarı şeklinde yapılmıştır.


                         Klosterneuburg



        Joseph von Hammer'in Klosterneuburg'taki mezarı

Klosterneuburg’ta bir Türk dönercisi görünce oradan bir döner alarak karnımı doyurdum. 


                   Klosterneuburgta bir dönerci

Ardından biraz daha oyalandıktan sonra tekrar yola çıktığımda Viyana’nın semtleri başlamıştı. Tuna Nehri’nin Viyana’ya girmeden Tuna ile kanalın ayrıldığı yerde bir fotoğraf çekmek için durdum.


                 Tuna ve Tuna kanal ayrılıyor.

Viyana’ya bu güzergahta 22. Viyana Brigittenau dan giriliyordu. Benimde bugünkü bisiklet turum sona yaklaşmıştı.


            Tuna Kanal Viyana'nın içinden geçerken

Böylece Melk’ten başlayarak 2 farklı günde Viyana’ya kadar bisiklet ile gezimi tamamlamış oluyordum.


  Tulln- Viyana arası takip ettiğim yaklaşık 40 km lik güzergah





24 Ağustos 2004 Salı

AVUSTURYA - HAİNBURG


(AVUSTURYA) VİYANA-HAİNBURG TURU

Viyana’dan geçen Tuna Nehri boyunca devam eden Tuna bisiklet yolu Tuna ile beraber Slovakya’ya kadar devam ediyor. Ben de Tuna boyunca bisikletimle Slovakya sınırına kadar gitmek istiyordum. Aylarda Ağustos’tu ve havalar gezmek için idealdi. ilk fırsat bulduğumda bisikletimle yola çıktım.
Bu sefer Ringstrasse’den Belvedere’nin oradan Tuna kanalında ki bisiklet yoluna bağlandım. Güneye doğru giderken Viyana artık arkada kalmıştı ki Tuna nehri ile Tuna kanal birleştiler.

  Viyana'nın içinden geçen Tuna kanal ile Tuna Nehri birleşiyor.

Viyana’nın havaalanı olan Schwechat’a oldukça yaklaşmıştım. Havaalanının yakınından yola devam ederken NiederÖsterreich yani Aşağı Avusturya tabelası göründü. Böylece Viyana sınırlarından çıkmış Viyana’yı çevreleyen Aşağı Avusturya eyaletine girmiştim.


    Aşağı Avusturya eyaletinin başladığını gösteren tabela

Bisikletle yola devam ederken Fischamend kasabasına ulaştım. Şirin bir yerdi. Markete girip alışveriş yaptıktan sonra Fischamend merkezindeki saat kulesinin oraya gittim. Oldukça ilginç bir mimarisi vardı.

             Fischamend'de Marketten alışveriş yaptım.



                  Fischamend şehir merkezi

Fischamend’den ayrıldıktan sonra Maria Ellend’i geçerek yola devam ettim.
Hainburg, Slovakya’ya geçmeden önce son yerleşim yeriydi. Tuna Nehri’nin yanında kurulmuş bu şehir aynı zamanda bir tepenin yamacındaydı.


                      Hainburg şehrinin girişi


             Bisiklet yollarını gösteren tabelalar

Hainburg’a gelince önce kasabayı gezdim. Şehirde kale surları ve kapısı gibi yapıları görünce 2. Viyana kuşatması için buralara gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Hainburg ve çevresini ele geçirmiş olduğunu hatırladım. 


                      Hainburg kale kapısı


                        Tepeden Tuna Nehri




                        Tuna kıyısından tepe


Hainburg hemen bir tepenin yamacına kurulmuştu. İlgimi çeken bu tepeye çıkmak istedim ve bisikletle yavaş yavaş ta olsa tepeye çıkmaya başladım.
Tepe’nin üzerine çıktığımda muhteşem bir manzarayla karşılaştım. Bir taraftan Tuna nehri süzüle süzüle geliyor ve hemen bulunduğum tepenin önüne gelince bir kavisle kıvrılıyor ve tepenin etrafında yarım ay şeklinde dolaştıktan sonra Slovakya’ya giriyordu. 

Tepenin diğer tarafından baktığımda ise karşıda Slovakya’nın başkenti Bratislava görünüyordu. Bratislava’nın ortasından geçen Tuna nehri daha sonra Macaristan’a doğru akmaya devam ediyordu. 

           Hainburg'tan Slovakya'nın başkenti Bratislava

Tepe’nin üzerinden Hainburg şehride çok güzel görünüyordu. Burada bir sürü insanın toplanıp bir şeyler yaptığını görünce yanlarına yaklaştım. Maket uçak meraklıları uzaktan kumandaları ile uçaklarını uçurmaya çalışıyorlardı.
Tepenin üzerinde bir mermer taşta burada MÖ. 900 yıllarından MÖ 300 yıllarına kadar Keltlerin yaşadığı yazıyordu.

               Tepenin üzerinde arkada Kelt evi


              Tepeden Hainburg ve uçan uçak maketi

Tepenin üzerinde etrafı uzun süre izledikten ve fotoğraflar çektikten sonra iniş zamanı gelmişti. Bisikletle aşağıya çok kısa bir sürede inerek Tuna Nehri’nin sahilinde bulunan tren istasyonuna gittim. Dönüşü trenle yapacaktım. Vakit bir hayli geç olmuş güneşin batması yakınlaşmıştı. Trenin gelmesine bir hayli zaman olduğunu görünce biraz nehrin kıyılarında dolaşarak zaman geçirdim. 

                       Günün Selfiesi


 50km süren Viyana-Hainburg günübirlik bisiklet turunun güzergahı

Trenin geliş zamanı yaklaşınca istasyona gittim ve trene binerek Viyana’ya dönüş yolculuğuna başladığımda hava kararmaya başlamıştı.